Pdf Kitap

Pi Cemiyeti – Reha Özcan PDF indir

Pi Cemiyeti – Reha Özcan

Pi Cemiyeti Kitabı Tanıtım Amaçlı Olup yazılar alıntıdır., pdf kitap bölümümüzde 2018 senesinde kaleme alınan Pi Cemiyeti – Reha Özcan

Pi Cemiyeti Kitabı Tanıtım Amaçlı Olup yazılar alıntıdır.

kitabını sizlerle paylaştık. Pi Cemiyeti – Reha Özcan

Pi Cemiyeti Kitabı Tanıtım Amaçlı Olup yazılar alıntıdır.

kitabının detayları..

Pi Cemiyeti – Reha Özcan

Pi Cemiyeti Kitabı Tanıtım Amaçlı Olup yazılar alıntıdır. – Özeti

Pi Cemiyeti – Reha Özcan

Pi Cemiyeti – Reha Özcan

Lisans / Fiyat: Ücretsiz
2018
Eklenme: Ekim 21st, 2018
Dil: Türkçe
Sayfa: 136
Yazar: Reha Özcan, Aytek Teoman
7.925

23:59…

Günün son dakikası… Her şeyin bittiği yer gibi gözükse de, yalnızca  60 saniye sonra koskoca, umut dolu, çiçeği burnunda bir günün başlayacağının işaretidir.

Hayat tam anlamıyla budur aslında… Her şeyin bittiği bir yerde, yeni başlangıçlar mevcuttur. Çünkü biz, sandığımızdan çok daha kuvvetliyüzdür.

23:59…

Pişman İnsanlar Cemiyeti’nin saati.

O dakikadan bu yana, ülkenin dört bir yanındaki insanlar, belki de küçücük bir kulaklık aracılığı ile binlerce kilometre ötede yaşayan ve hiç tanımadığı birine sarılırlar.

 

Bu bir Perşembe büyüsüdür.

Bu, Pişman İnsanlar Cemiyeti çatısı altında birleşenlerin oluşturduğu güçtür.

23:59, günün son dakikası gibi gözükse de, her şeyin başladığı yerdir.

Her şeyin başladığı yerdeyiz…

Her şeyin başladığı yerdesin…

Radyoda, Pişman İnsanlar Cemiyeti’ni dinlemiş olanlar olaya hakimdir.

Lakin gecenin bir yarısı yaşandığından, dinleme fırsatı olmayanlar için ufak bir açıklama yapalım istedik.. Reha’nın, gecelerden bir gece derin bir pişmanlık duygusu ile aklına gelmiş garip bir oluşum, Pişman İnsanlar Cemiyeti.

Cemiyet yalnızca bir radyo programı değil, gerçekten iyi ruhu olan iyi bireylerin bir arada bulunacağı veya hepimizin nefes alacağı bir alan yahut platform.

​Lakin, Pişman İnsanlar Cemiyeti’nin oluşup ortaya çıkması için Reha’ya bir yol arkadaşı gerekiyordu. Herkesin bildiği gibi, Cemiyet’e Aytek katıldı ve aslında Cemiyet’in kuruluş sürecinde Reha’nın yol arkadaşı oldu.

Hepimizin yaşamında pişmanlıkları muhakkak var fakat bu pişmanlıkları yaşayarak yaşamımızı daha güzel bir hale getiriyoruz. En azından bize göre “Keşke” demek yerine, istediklerimizi yapıp pişman olmak daha çekici.

​Uzun bir makale ile programı veya Cemiyet’i en ince ayrıntısına kadar anlatmayı çok isterdik fakat gerek olmadığını düşünüyoruz.

Ayrıca, Cemiyet’in kadim hale gelen üyelerinin de Cemiyet’e büyük katkıları olduğunun altını çizmek istiyoruz. Cemiyet öyle bir ruh ki; herkes işin bir ucundan tutuyor desek yanlış olmaz.​

Yine de; Cemiyet sizler aracılığıyla var oldu gibi klişe ifadeler beklemeyin bizden. Cemiyet’i biz kurduk ve siz değerli okurlarımıza; “Bizimle gelir misiniz?” diyoruz.

Bugün siz değerli okurlarımıza muhteşem bir topluluktan bahsedeceğim. “Pi Cemiyeti“. “Pişman İnsanlar Cemiyeti”. 6-7 ay önce çok kıymetli bir arkadaşımın bana ‘bak sana ne dinleteceğim’ demesiyle tanıdım onları. İyi ki de tanımışım. Hisli sohbetleri, yüreğe dokunan şarkıları, yeri geldiğinde kahkahaları beni çok etkiledi. Hatta öyle ki Instagram sayfalarında gözümü kapatıp parmağımla kayıt seçerek kendimce o an ki duygularıma tercüman bulunacağını düşündüğüm fallar baktım.

Sevgili okurlarım, sizleri Reha Özcan ve Aytek Teoman ile başbaşa bırakıyorum. Kim olduklarını kendilerinden dinleyin. J

Öncelikle görüşmeyi kabul ettiğiniz için çok teşekkür ederim. Olur da yanlış bilgi içeren bir sorum olmuşsa veya yanıt vermek istemediğiniz kusuruma bakmayın. Sizi hiç bilmeyenlere tanıtmak için merak ettiğimiz tüm soruları sormaya çalıştım. J

Pi Cemiyeti Kitabı Tanıtım Amaçlı Olup yazılar alıntıdır.

  • İlk kimin aklına geldi böyle bir cemiyet düşüncesi? Ya da şöyle söyleyeyim ilk kim teklif götürdü? Okuyucularımıza birinci ağzından “başlangıcı” anlatır mısınız?

Aytek Teoman: Bana teklif geldi. (Kahkaha) Fikrin dünyaya geldiğu yer Reha’nın zihni yani.

Reha Özcan: Her şeyin art arda geldiği kötü bir zamandan geçiyordum açık söylemek gerekirse. Hem iş, hem aşk konuları çok can sıkıyordu ve dediğim gibi art arda gelmişlerdi. Gecelerden bir gece, birden böyle bir oluşumu var etmek geldi aklıma. Yalnız olmadığımı tahmin ediyordum. Aytek’i aradım zaten hemen. O da düşünmeden kabul edince, yola çıkmış olduk.

 

  • İsmi kim buldu peki? Çok orijinal olmuş. J P.İ.C

Aytek Teoman: Fikirde olduğu gibi isim babası da Reha tabii.

 

  • Ne kadar süredir bu işle uğraşıyorsunuz? P.İ.C

Reha Özcan: Çocukluk senelerımdan beri radyoculuk sektöründe emek veriyorum desem yanlış olmaz. Birçok yerel ve ulusal radyoda programlar, canlı yayınlar yaptım. Kral radyoları, Number1 gibi radyolarda da prodüksiyonlardan sorumluydum. Aytek zaten sanatçı bir ailenin üyesi olduğu için müzik sektörünün içinde büyüyen biri.

Aytek Teoman: Reha radyolarda daha çok konuşan taraftı hep. Ben uzun yıllar DJ kabinindeydim. Sonra bir Number1 Türk macerası oldu ama hemen hemen beş yıl sürdü. Radyo ve televizyonun müzik direktörlüğünü üstlendim. Sonra da Cemiyet’te bulduk kendimizi işte.

 

  • Dinleyicinin programa ilgisi nasıldı başlarda, şu an nasıl?

Reha Özcan: Program başlamadan önce devasa bir PR kampanyası yürütülmedi. Zaten iki kişiyiz, pek yardım eden de yoktu. İki kişi, eşe dosta açıkladık işte başlarken. “Biz böyle bir şey yapıyoruz” dedik. Kent FM’de başladı program. İlk iki üç programı çok ufak bir kitle dinledi yüksek ihtimalle. Sosyal medya hesaplarındaki nabızdan da kitlenin ölçeğini anlayabilme şansımız oldu hep. Gün geçtikçe, her programda biraz daha büyüdü o kitle. Birçok şehre, bir çok eve gecenin bir vakti misafir olmaya başladık. Şu an çok büyük bir kitleye hitap eder durumdayız.

  • Program amacına ulaştı mı sizce ? Ya da bir amacı var mıydı? Bu kadar ilgi görmesini bekliyor muydunuz?

Aytek Teoman: Programın bir amacı olmadı ki hiç. İlgi gösterilmesi konusuna gelirsek; evet ilgi bekliyorduk fakat bu kadar kısa bir sürede bu kadar yoğun ilgiyi beklemiyorduk itiraf edeyim.

 

  • Okurlarımıza biraz radyodan bahsederseniz. Hangi günler, hangi saatler içinde oluyor?

Reha Özcan: Perşembe, 23:59’da program… Bir de konuklu yayınlarımız oluyor, Salı akşamları 22:00’de. Lakin her Salı düzenli olarak yapmıyoruz bunu. Gelecek olan konuğun da takvimine bağlı olarak amaçlanıyor.

 

  •   Konuları neye göre belirliyorsunuz? Belli bir program yada kurgu var mı? Haftaya ne konuşacağınız belli midir mesela yoksa o günkü ruh halinize göre mi?

Aytek Teoman: Kesinlikle ruh haline göre… Programda ne konuşulacağını hiç kurgulamadık. Planlı gitmedi hiç. O günkü ruh hali neyse o. Misal; canlı yayına telefonla biri katılıyor, bir cümle dile getiriyor ve konu oraya kayıyor. Belli olmuyor yani.

  • Radyoda ikinizin karşılıklı konuşmaları, telefonlar ve şarkılar eşliğinde ilerliyorsunuz. Hiç “Kaybedenler Kulübü”nü andırdığınız söylendi mi?

Reha Özcan: Söylendi tabii… Kaan ve Mete’ye büyük saygı duyuyoruz. Onlar bizim üstatlarımız bu işin hakkını veren iki adam olarak. Lakin benzetilme konusunu çok kafaya takmıyorum. Farklı bir şey yapıyoruz biz.

Aytek Teoman: KK gibi kült olmuş bir oluşumun sonrasında karşılıklı oturup konuşan iki kişi kim olsa benzetilecekti. Reha’nın da dediği gibi; biz çok değişik bir şey yapıyoruz aslında. Tek bir duygu durumu yahut ruh hali yok ki… Dibine kadar duygusal bir şarkının sonrasında oyun havası çaldığımız oluyor. Zaten aradan hemen hemen yirmi sene geçmiş, nasıl benzeyebiliriz ki?

 

  • Peki bu iş için ilham aldığınız biri veya bir olay oldu mu?

Reha & Aytek: Hayır.

 

  • Bu soru ikinize de. Sizi en fazla etkileyen dinleyici kim oldu? Kimin hikayesi unutulmazdı?

Reha Özcan: Kaybettiği bir yakınını boş bulunup arayan bir dinleyicimiz vardı. Onun artık hayatta olmadığını unutup aramış. “Aradığınız numara kullanılmamaktadır” mesajını duyunca hatırlamış artık hayatta olmadığını. Bu çok etkilemişti beni.

Aytek Teoman: Yirmili yaşlarının hemen başında evlenip, işler yolunda gitmediği için bir yıl bile dolmadan ayrılmak zorunda kalan genç bir kadının anısı etkilemişti beni. O can sıkıcı zamandan anı kalan dünya tatlısı bir çocuğu var şimdi. Yaşama sebebi olmuş. Bu çok derin ve kıymetli bir durum.

 

  • Günlük hayatta sözcüklerle aranız iyi midir? İkiniz de Twitter’da bi hayli aktifsiniz. Benim sormak istediğim insan ilişkilerindeki sosyallik dereceniz?

Reha Özcan: Çevremiz çok kalabalık gibi olsa da aslında tam anlamıyla sürekli olarak konuşabildiğimiz kimse yok… Çok sosyal gibi görünsek de, kendi adıma söylemem gerekirse tanışıp sohbet ettiğim insanlar asosyal olduğumu iddia ediyorlar.

Aytek Teoman: Doğru… Kalabalıklar içinde yalnızlık edebiyatına girmeyeceğim şimdi tabii ama teknik olarak bunu yaşadığımız bir gerçek.

 

  • Kim daha duygusal kim daha gülünç? J

Reha Özcan: Böyle bir teste tabi tutmadık hiç kendimizi.

Aytek Teoman: Komik olma çabamız ve iddiamız yok zaten. Duygusal insanlarız, doğru. Gülünecek yerde hep birlikte, ağlanacak yerde yine hep birlikte ağlıyoruz.

 

  • Çok klasik olacak ama ikiniz de kendinizi 3 kelime ile tanımlasanız bunlar ne olurdu? J

Reha Özcan: Ben Reha Özcan.

Aytek Teoman: Tuhaf bi’ herif.

 

  • Biraz daha derin konulara giriyorum. Hayatınızda iz bırakan, unutamadığınız biri oldu mu? Yaşanmışlıklarla mı sunuyorsunuz programı?

Reha Özcan: Yaşanmışlıklar hepimizin yaşamında zaten var, kime göre neye göre diye değerlendirecek olursak, belki benimki bir başkasına göre çok hafif veya bir başkasınınki bana daha basit gelebilir. Unutamadığımız bireylere gelirsek de, kim geride bıraktığı insanları unutmayı başarabiliyor ki?

Aytek Teoman: Elbette yaşanmışlıkların ışığında ilerliyor program da… Onlar olmasa, bu kadar anlatacak, dinleyecek, yorumlayacak derinlikte olamazsınız. Tecrübe, havadan kucağınıza düşmez.

 

  • Bu bir sevgili miydi yoksa anne baba veya dost muydu?

Reha Özcan: Bunlar biraz fazla özel. Paylaşmayı tercih etmeyeceğim şu an.

Aytek Teoman: Hepsi, aslında… Herbirinin yaşamımızda başka özellikte izleri yok mu?

 

  • Aynı zamanda yazarmışsınız. Hatta ikinizin bir kitabı çıkmış. Pişman İnsanlar Cemiyeti adı altında. Okuyucularımıza kitaptan bahseder misin biraz?

 Aytek Teoman: Yazarız diyemeyiz. Yazar kavramı bence çok uzun süre emek verilmesi gereken ve insanları en doğru biçimde anlayabilme, hisleri aktarabilme kabiliyeti gerektiriyor. Biz halen bu sınıfa koymuyoruz kendimizi. Anılar biriktirdik ve en içten anlatımla kaleme, kağıda döktük, hepsi bu. İleride, umarım insanlar bizim için bu kıymetli kavramı kullanırlar.

Bir önceki yazımız olan Hayata Dön – Gülseren Budayıcıoğlu başlıklı kitabımızda Hayata Dön ekitap indir, Hayata Dön ekitap oku ve Hayata Dön Gülseren Budayıcıoğlu pdf indir ile ilgili bilgiler verilmektedir.

 

Related Articles

Back to top button