DGS Kitapları

Siddhartha – Hermann Hesse PDF indir

Siddhartha – Hermann Hesse, pdf kitap bölümümüzde Ocak 2014 senesinde kaleme alınan Siddhartha – Hermann Hesse kitabını sizlerle paylaştık. Siddhartha – Hermann Hesse kitabının detayları..

Siddhartha – Hermann Hesse – Özeti

Siddhartha – Hermann Hesse

Siddhartha – Hermann Hesse

Lisans / Fiyat: Ücretsiz
Ocak 2014
Eklenme: Haziran 3rd, 2018
Dil: Türkce
Sayfa: 148
Yazar: Hermann Hesse
12.683

“…Hangi baba, hangi öğretmen yaşamını yaşamaktan, yaşamla kendini pisletmekten, bizzat günahlara girmekten, bizzat o acı içkiyi içmekten, kendi yolunu kendisi bulmaktan alıkoyabildi Siddhartha’yı? Sanıyor musun ki, sevgili dostum, bu yolu yürümekten belki esirgenen biri olabilir?…” (Sf. 119)

Siddhartha, bir ‘yol’ ve ‘yolculuk’ kitabı. Bu yolculuk esnasında yolda bulunan her şey öğreticidir, yol bir arayışın kendisidir, bunun yanı sıra bulunamayandır. Yol bir varış noktası değildir belki ama insanı varacağı yere götüremeyendir de. Yola çıkmak bir başlangıç gibi gözükse de, Siddhartha’da biten bir şeylerin sonudur da. Bu kitapta Siddhartha; hem yoldur, hem yolcudur, hem yolda karşılaşanlardır hem de bunların hiçbiri olmaya yetmeyendir.

Siddhartha’yı ilk okuduğumda ortaokulun sonlarındaydım. İkinci el kitaplar satan bir dükkândan kahve renkli deri ciltli çok eski bir basım olarak almıştım. O vakitler belki de ben de kendi yolculuğumun başında olduğum için kitabı ilk sayfasından bu yana büyülenerek okumuş ve bir çırpıda bitirmiştim. Çevremdeki eşyalara bakış açım değişmişti; bir anda dağlar, taşlar, akarsular, çimenler, yapraklar, böcekler, canlı ve cansız bütün varlıklar, yollar, insanlar, insana dair olan duyguların hepsi bambaşka bir şeye dönüşmüştü içimde. Kitapta bahsi geçen “akan suyun öğreticiliği” zihnime çok kazınmıştı. Nerde akan bir su görsem gözlerimi kapatır, içimdeki bütün duygu ve düşüncelerin su gibi akışına hayranlık duyardım. Zamanla bu tatlı alışkanlıklarımdan biri oldu, nerde akan bir su sesi işitsem kitabın içinde dolanıyorum adeta. Ortaokul senelerımın üzerinden on beş yıl geçmiş olsa da doğaya ve insana bakış açımda hâlâ Siddhartha’nın izlerini görürüm çoğu zaman.

“Şimdi onun kendi oğlu için katlandığı acıya babası da o zaman kendisi için katlanmamış mıydı?” (Sf. 129)

Bana kalırsa bu kitapta Siddhartha, babası ve oğlu; bugünü, dünü ve yarını temsil ediyor. Uzun bir zaman sonra oğluyla geçirdiği bir zaman diliminin kendisine, sudaki bir yansıması gibi gelmesinin sebebi de bundan kaynaklanmaktadır. Ve göze çarpıyor ki doğa gibi insanın kendisi ve düşüncesi de bir döngü içinde. İnsanın düşünceleri, yaşam şekili, çevresini oluşturan şeyler değişse de temel olan felsefe hep aynı kalıyor aslında. Gerçeğe ulaşmak için gidilen yollar hepimiz için değişiklik gösterse de, gerçeğin yerinin aslında hep sabit kalması gibi. Hepimizin hikâyelerinin farklı olması, ama vardığımız ortak değerlerin aynı olması gibi.

Bu kitapta düşünceler her şeyden mühimdir. Eylem tasvirleri, olay örgüsü ve betimlemeler kitap varacağı yere ulaşsın diye kullanılır. Bundan dolayı yazar olay örgüsünü kurarken pek dikkat etme gereği duymamıştır. Çünkü kitap boyunca hep ön planda tuttuğu düşünceler bi hayli sürükleyici bir biçimde; bizi sıkıp yormadan, kasmadan, Doğu felsefesine sıcaklık duymamızı sağlayarak içimizden akıp zihinlerimize ulaşmayı başarıyor.

“Ne diyorsun, dostum Govinda, acaba doğru yolda mıyız? Acaba bilim denen şeye, esenlik denen şeye yaklaşıyor muyuz? Bir kısır döngü içinde dolanıp duruyor muyuz yoksa –oysa biz çevrim denen şeyden kaçıp kurtulmayı düşünmüyor muyduk?” (Sf. 27)

Kitabın başında Govinda ve Siddhartha iki genç dosttur. Babası Siddhartha’ya ‘geleceğin bilge bir kişisi’ olarak bakarken gündelik yaşam, öğretilen, anne ve babasının sevgisi artık onu mutlu etmeye yetmiyordu. “Kalabalığın oluşturduğu sürüde kimseye zararı olmayan aptal bir koyun” olamayacağını biliyordu, ama babasının olmasını istediği kişi olmanın ona yetmeyeceğinin, aradığı şeyin bu olmadığının da farkındaydı. Herkesin bir hikâyesi vardı. “Dünyanın acı bir tadı vardı, eziyeti yaşamak.” İşte bu iki genç dost da kendi hikâyelerini bulmak için yerleşik hayatlarını bırakıp yollara çıkıyorlar. Yolu bir süre birlikte götüren bu iki dost sonra Budha ile karşılaşıyor. Govinda Budha’nın izinden ilerlemeyi seçerken Siddhartha, Budha ile sohbetinin ondan çok şey aldığını ama bunun yanı sıra ona çok şey kattığını hissediyor. Ama aradığının bu olmadığına karar vererek sürdürmekte.

Siddhartha arayışına devam ederken bir kıyıdan başka bir kıyıya geçmek için Vasudeva isimli bir kayıkçı faydalı oluyor ona. Ve Vasudeva ona “ırmak öğretti bana, her şey dönüp gelir, sen de döneceksin Samana” diyor. Vasudeva ve ırmağın kendisi; dünyanın sade ama güzel yüzünün, sıkıcı da olsa insanı kirletmeyen yanının, yalnızca görmek isteyenin fark edeceği o eşsiz yanının tasviri gibi. Kitapta geçen Siddhartha ‘nın sevgilisi Kamala ve Siddhartha’nın basit gördüğü bireylerin oyununa katılmak üzere yanında çalıştığı zengin tüccar Kamaswami ise dünyanın heyecan uyandıran, birçoğumuzun dünyayı böyle gördüğü ve yaşamı bu sandığı ama aslında yaşamın kirli ve karanlık yanının bir tasviri gibi.

“’Sana ne söyleyebilirim ki, saygıdeğer kişi?” diye yanıt verdi Siddhartha.”Olsa olsa kendini aramaya fazla verdiğini mi? Aramaktan bulma fırsatını bir türlü yakalayamayacağını mı?’” (Sf. 137)

Her ne kadar kitap Budizm felsefesini işlese de her birimizin gençlik, orta yaşlılık ve yaşlılık senelerını anlatıyor gibi. Çevremizdeki bazı bireylerin arayışları yoktur: kendileri olmaya ve kendilerini bulmaya korkarlar, anneleri ve babaları gibi olmak daha kolay geldiği için onların açtığı yoldan gitmeyi tercih ederler. Bazılarımız Govinda’dır: Bir arayış için, kendimizi bulmak için, sürüden ayrılmak için yola çıkmışızdır ama bir bakmışızdır ki başka bir çobanın sürüsündeyizdir. Bazılarımız Siddhartha’ nın orta yaşlarındaki hali gibiyizdir: Daha önce yapılmış hatalardan ders çıkarmak yerine bütün hataları teker teker kendimiz yaparız – bazılarımız ders çıkarabiliriz birçoğumuz da ders çıkaramadan yargıladığımız hayatların bir parçası olarak yaşar gideriz-. Ve çok az bir kısmımız da Siddhartha’nın sön dönemlerindeki bilgeliye ulaşma şansı yakalayabiliriz.

“Bilgi bir başkasına aktarılabilir, bilgelikse hayır. Bilgelik keşfedilebilir, bilgelik yaşanabilir, bilgelik el üzerinde taşıyabilir insanı, bilgelikle mucizeler yaratılabilir, ama bilgelik anlatılamaz ve öğretilemez.” (Sf. 139)

Kitabı okurken altı çizilecek çok cümle var. Kitabın okurları olarak bir gün oturup sohbet etsek eminim ki altını çizdiğimiz ortak bir çok cümleyle yüz yüze kalacağızdır. Lakin her birimizin yaşamdan çıkardığı anlam farklıdır. Belki de Siddhartha haklıdır:

“…Sözcükler gizli saklı anlamı zedeliyor, dile getirilen her şey o an değişiyor biraz, biraz çirkin, biraz aptalca niteliğe bürünüyor –evet, bu da çok hoşuma gidiyor, bir insanın hazinesini ve bilgeliğini oluşturan şeyin bir başkasının kulağına her zaman aptalca gelmesine de hiç diyeceğim yok.”

Bir önceki yazımız olan Aşk Köpekliktir – Ahmet Ümit başlıklı kitabımızda Aşk Köpekliktir ekitap indir, Aşk Köpekliktir ekitap oku ve Aşk Köpekliktir pdf indir ile ilgili bilgiler verilmektedir.

 

Related Articles

Back to top button